KUR’AN’DA ZULÜM KAVRAMI (3)

Bu makale 507 kere okunmuş.19 Şubat 2015, Perşembe - 12:03

 

Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık. Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, inşaallah diyerek, Allah’ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi. Fakat onlar henüz uykuda iken, Rabbin tarafından gönderilen bir afet bahçeyi kapladı. Bahçe sabahleyin siyah kül haline geliverdi. Onlar ise olup bitenden habersiz, neşeli neşeli birbirlerine seslendiler: "Haydi, mâdem devşireceksiniz, çabuk ekininizin başına!" Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı: "Sakın, bugün yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahçeye girmelerine hiç imkân vermeyin!" Yoksulları engelleme azmi içinde ilerlediler. Bahçeyi görünce, apışıp kaldılar. "Galiba yolu şaşırdık, yanlış yere geldik!" dediler. Çok geçmeden işi anlayınca: "Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız!" İçlerinden aklı başında olan biri şöyle dedi: "Ben size 'Emrine uyarak rabbinizin şanını yüceltmelisiniz' dememiş miydim?" Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, seni her türlü eksiklikten tenzih ederiz (uzak tutarız)! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar. Kalem 68/17-30)

Allah’ın verdiği servet ve imkânları bencilce kullanmak, yardıma muhtaç kimseleri gözetmemek, cimri davranmak zulümdür. Nitekim ayette anlatılan bu insanlar yaptıkları yanlışın, haksızlığın farkına varınca “biz kendimize zulmetmişiz” demek suretiyle böyle bir tutum ve davranışın zulüm olduğunu ve bu zulmü de kedilerine yaptıklarını ifade etmişlerdir. Farketmişlerdir ki bu zihniyet ve düşünce onları Allah’ın nimet ve imkânlarından mahrum kalmaya, Allah’ın nimet ve rızasını kazanmak varken O’nun gazabına düçar olmaya götürmektedir. “Düşünmeleri gerekirdi ki o bağ ve ürün, kendilerinden önce onu onlara veren ve onlar uyurken onu gözetecek olan Allah'ındır. Onda Allah hakkı, Allah'ın yoksul kullarının nice hakları vardır. O yoksulları gözetmek,….. onların hayır dualarını, hüsnü teveccühlerini ve hayırhahlıklarını almaları gerekirdi. (Elmalılı)

Ayette dikkatlerimize sunulan hususlardan biri de yapılan iş ve tasarruflarda, sergilenen tutum ve davranışlarda, niyetlerde ve tasavvurlarda Allah’ın iradesinin dikkate alınmaması, “Allah’ın da bir hesabının olduğu” bilinciyle hareket edilmemesidir. Tarlalarındaki mahsulü hasat edecekleri kesin inancıyla yola çıkan bu iki kardeş “inşallah (Allah izin verirse) demedikleri için Allah Teala tarafından kınanmış ve bu davranışın mü’mince bir davranış olmadığı vurgulanmıştır. Bu da aslında insanın kendine ettiği bir zulümdür.

Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken "İnşaallah" diyerek işi Allah'ın ira­desine bağlamak gerekiyordu. Nitekim bu konuda Yüce Allah Peygamber efendi­mizi tenbihte bulunmuştur: "'Allah izin verirse' demeden hiçbir şey için 'Şu işi yarın yapacağım' deme!" (Kehf Suresi 23-24) Bir başka ayette de şöyle buyrulmuştur:"Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez"  (Lokman Suresi 31/34) Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gü­cü yeterli değildir; Allah'ın da onu dilemesi ve takdir etmesi gerekir.

Rivayete göre geç­mişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bah­çesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice top­lamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti Yüce Allah, Kur'an'da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir.  (Nisa 4/147; İbrahim 14/7)

Cumamızın feyiz ve bereket getirmesi dileğiyle

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

4 + 9 = ?

 
haber yazılımı: buki