İSLAMDA KADIN HAKLARI

Bu makale 518 kere okunmuş.05 Mart 2015, Perşembe - 11:50

 

Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmaktadır. Bu kutlama ve etkinlikler çerçevesinde yüce dinimiz açısından da konu ele alınıp tartışılmaktadır. Bu vesile ile bu geniş konu ile ilgili bazı hususları hatırlatarak bir özet sunmak istiyorum.

İslam’da kadın erkek ayrımı söz konusu değildir. Değerli ve üstün olma ölçüsü insanın Allah’a karşı ortaya koyacağı sorumluluk duygusu ve kulluk bilincidir.

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır. (Hucurat 49/13)

Kur’ân-ı Kerîm’de, farklı fizyolojik ve psikolojik yapıya sahip olan kadın ve erkeğin birinin diğerinden daha üstün olması veya birbirine eşit olmaları gibi bir bakış açısı yerine birbirinin tamamlayıcısı oldukları ifade edilmiştir:

Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. (Bakara 2/187)

İslâm’da insanlık ve Allah’a kulluk bakımından kadınla erkek arasında bir fark bulunmadığı gibi temel hak ve sorumluluklar açısından da kadının konumu erkekten farklı değildir. İbadetlerle ilgili kadınlara erkelerden farklı düzenlemeler getirilmesi kadının biyolojik ve fıtrî özellikleri sebebiyledir. Bu farklı uygulamalar kadının ibadet hayatını kolaylaştırmaya yöneliktir.

İslâm hukukunda, bir insan olarak erkeğe tanınan temel haklar kadına da tanınmıştır. Buna göre, mülkiyet ve tasarruf hakkı, kanun önünde eşitlik ve adaletle muamele görme hakkı, mesken dokunulmazlığı, şeref ve onurun korunması, inanç ve düşünce hürriyeti, evlenme ve aile kurma hakkı, özel hayatının gizliliği ve dokunulmazlığı, geçim teminatı gibi temel haklar bakımından kadınla erkek arasında fark yoktur.

Kadının maddî ve mânevî kişiliği, malı, canı ve ırzı erkeğinki gibi değerlidir; her türlü hakaret, saldırı ve iftiradan korunmuştur.

Kadının şahitliğiyle ilgili olarak Kur’an’da yer alan “İki erkek şahit bulunmadığında razı olduğunuz şahitlerden bir erkek ve -biri yanıldığında diğeri ona hatırlatsın diye- iki de kadın şahit bulunsun” (el-Bakara 2/282) meâlindeki âyetten kadının değer ve insanlık yönünden erkekten aşağı olduğu gibi bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Gerekçe unutma, şaşırma ve yanılmayla ilgili olup, getirilen hüküm hakkın ve adaletin yerini bulması amacına yöneliktir.

İslam’da kadınların örtünmesiyle ilgili emirlerden kadın erkek ayrımı şeklinde bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Kur’an’da kadınların ev dışına çıkarken üzerlerine örtü (cilbâb) almaları (el-Ahzâb 33/59), erkek ve kadınların gözlerini haramdan sakındırmaları, iffetlerini korumaları, kadınların ziynet yerlerini göstermemeleri, başörtülerini yakalarının üzerine kavuşturmaları ve bağlamaları (en-Nûr 24/30-31) istenmiştir. Kur’an’ın getirdiği bu düzenlemeler erkekleri de kapsayacak şekilde örtünme ve kadın erkek ilişkilerini belirleyen ve düzenleyen bir muhteva taşımaktadır. Kadınlarla ilgili örtünme hükmü İslâm’ın kadını koruma, yüceltme ve ona toplumda saygın bir yer kazandırma amacına yöneliktir. İnsanın yaratılışında var olan utanma ve korunma duygusunun muhafaza edilmesi ve böylece diğer varlıklardan farklı olarak çok özel donanımda yaratılan insanın bu vasıf ve mahiyetini koruması amaçlanmıştır.

(*) Yazının hazırlanmasında Diyanet İlmihali’dan istifade edilmiştir.

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 7 = ?

 
haber yazılımı: buki