İMAM GAZALÎ’DE ORUÇ (II)

Bu makale 220 kere okunmuş.28 Haziran 2016, Salı - 12:09

Bir önceki yazımda İmam Gazalî Hazretlerinin orucun kalite ve keyfiyetini açıklarken üç çeşit oruçtan bahsettiğini paylaşmıştık. Bu oruçlardan havassın orucu olan bütün azaları günahtan koruma konusunu ele alırken, göz, dil, kulak ve diğer azalarımızın günahtan nasıl korunacağını açıklar. Konuya devam edelim:

3) Kulağı korumak: Kulağı dinen dinlenmesi mekruh olan her şeyden muhafaza etmektir. Konuşulması yasak olan her şeyin dinlenmesi de yasaktır. Peygamber Efendimiz bu hususta da “Gıybet eden ve dinleyen günahta ortaktır” buyurarak kulaklarımızı da haram ve günahlara karşı korumamız gerektiğine işaret etmişlerdir.

Müslüman her zaman disiplinli ve hassas insandır. Bu disiplin ve hassasiyet neyi dinleyeceğimiz, neyi dinlemeyeceğimiz konusundaki tercihimize de yansır, yansımalıdır. Sözgelimi arabamızda yolculuk yaparken veya işyerinde çalışırken radyo dinliyorsak dinlediğimiz şeyin manevi yapımızı ve kalbî hayatımızı kirletmemesine özen göstermeli; faydalı, güzel programları tercih etmeliyiz.

4) Diğer uzuvları korumak: El ve ayak gibi diğer uzuvları her türlü fenalıktan korumak, iftar sofralarını yenilmesi ve içilmesi şüpheli olan şeylerden uzak tutmaktır. Çünkü oruç tutarak bir ibadeti yerine getirirken haram veya şüpheli şeylerle iftar etmek çok manasızdır. Burada sigaranın en azından mekruh olduğunu hatırlatmak gerekir. Böyle oruç tutanlar bir ev yapacağım diye bir şehri yıkanlara benzer. Peygamber Efendimiz, Nice oruç tutanlar var ki, yaptıkları sadece aç ve susuz kalmaktan ibarettir. (İbn-i Mâce, Sıyâm, 21) hadisleri ile ibadetleri ve diğer sorumlulukları yerine getirirken o ibadetin ve sorumluluğun amacına, ruh ve manasına riayet edilmesi gerektiğini ifade buyurmuşlardır.

            5) İftar vakti az yemek: İftar vakti helal olan rızıktan da tıka basa karnını doldurmayacak şekilde, ölçülü ve az yemektir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, “Hiçbir kişi, midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Oysa insana kendini ayakta tutacak bir kaç lokma yeter. Şayet mutlaka çok yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de aldığı nefese ayırmalıdır.” (Tirmizî, Zühd 47) buyurmuştur. Anlıyoruz ki aldığımız gıdalar helal ve temiz de olsa az yemek ve midemizi tıka basa doldurmamak durumundayız. Konunun uzmanları iftarda çok yememeyi, yemek ve diğer şeyleri iftar ile sahur arasına yaymayı öğütlüyorlar. Orucun ruhu ve sırrı, fenalığa başvurmakta şeytanın yolları olan şehvetleri zayıflatmak ve yok etmektir. Bu da ancak az yemek ile mümkündür. Bunun için iftarda da diğer akşam yemeklerinde olduğu gibi makul ölçüde yemek yenmelidir.

            6) İftardan sonra korku ile ümit arasında olmaktır: Kişi, “Acaba ben orucu makbul olan Allah’ın hoşnut olduğu kullardan mıyım, yoksa orucu kabul olmayan Allah’ın yüz çevirdiği gazaba uğramış kimselerden miyim?” diye düşünmelidir. Hatta mü’min bütün hayatında böyle olmalıdır.

            Oruç nasıl vücudumuzun işleyişini düzene sokuyor, metabolizmamızı dinlendirip rahatlatıyor, yani maddi olarak bize tesir ediyorsa; manevi olarak da tesir etmesi, bizleri ahlâken ve ruhen yüceltmesi gerekir. Allahu Teâlâ’nın sevdiği takva sahibi kullar olmamız için oruçlarımızı tutarken, özetlediğimiz bu altı hususa dikkat edelim. Bu vesile ile İmam Gazzali hazretlerini, diğer âlimlerimizi ve din büyüklerimizi rahmet ve minnetle analım

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 7 = ?

 
haber yazılımı: buki