CİHAT VE İLAY-I KELİMETULLAH UFKU: HİCRET

Bu makale 606 kere okunmuş.25 Ekim 2014, Cumartesi - 11:06

 
İslam tarihinin en önemli olayı hicretin 1436. yılını idrak ediyoruz. Hicret, kelime olarak "terketmek, ayrılmak, bir yerden başka bir yere göç etmek" demektir. Hicret kavramı ile Peygamber Efendimiz’in ve ashab-ı kiramın 622 yılında Mekke'den Medine'ye göç etmeleri ifade edilir. İlk hicret Peygamber efendimizin direktifleri ile Habeşistan’a yapılmıştır. Mekkeli müşriklerin baskılarına dayanamayan müslümanlar daha önce iki kâfile halinde Habeşistan'a hicret etmişlerdir. Allah Teala İslamı yaşamak ve yaşatmak ideali ile yerini yurdunu terk edip başka yerlere göç edenlere özel bir önem atfetmiştir. Nitekim Kur'ân'da bu kimseler muhacirler olarak anılmış ve ulaştıkları fazilet ve üstün dereceler zikredilmiştir:
“Benim rızam için hicret edenlerin, vatanlarından sürülenlerin, benim yolumda işkenceye, zarara uğrayanların, Benim yolumda savaşanların ve öldürülenlerin, elbette kusurlarını örtecek ve elbette onları Allah tarafından mükâfat olarak içinden ırmaklar akan cenetlere yerleştireceğim. En güzel ödüller Allah’ın yanındadır.” (Ali İmran 195)
“(İslâm’a girmede) öne geçen ilk Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur; onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.” (Tevbe 100)
İman edip hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler var ya, işte onlar Allah indinde daha yüksek derecelere sahiptirler ve işte onlardır umduklarına nail olanlar. (Tevbe 20)
İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler ve (muhacirleri) barındıran ve onlara yardım edenler (Ensar) var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret, bol ve güzel rızık vardır. (Enfal 74)
 Allah tarafından bu şekilde taltife ve tebcile mazhar kılınan muhacirler imanları ve dinleri uğruna yurtlarını terk etmişler, eziyetlere uğramışlar, müşriklerle savaşmışlar, bu uğurda mallarını ve canlarını ortaya koymuşlardır. 
Hicret kavramı, Kur'ân'da göç etmenin dışında Allah'a eş koşmak ve puta tapmak gibi çirkin davranışlardan ve bozuk inançlardan kaçınmak, uzak durmak (Müddessir, 74/5)  anlamında da kullanılmıştır. Sevgili Peygamberimiz de "Muhâcir, Allah'ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir" (Buhârî, Îmân, 4-5) buyurarak hicret kavramdan ne anlamamız gerektiğini ve Kuran’da övgüyle bahsedilen muhacirlerden olma ufkuna nasıl ulaşılabileceğini göstermiştir.
Hicret İslam tarihinde bir dönüm noktasıdır. Hicret, Peygamber sevgisinin ve Hakk’a bağlılığın en somut tezahürüdür. Hicret iman kuvvetinin, kullukta derinliğin, ihlâs ve samimiyetin ispatıdır. İnanılan değerleri diğer insanların hayatına taşımak için başka yerlere gitmektir hicret. Dünyanın en ücra yerlerine gitmek, İslam’ı oralara götürmek, Rahmet Peygamberinin rahmet ve sevgi iklimini oralara taşımak; gönüllerde dine, imana, hak ve hakikata karşı menfezler açmaktır. Devam edeceğim.
Bu vesile ile idrak ettiğimiz hicretin 1436. yılının İslam aleminin birlik ve beraberliğine, huzur ve kardeşliğe vesile olmasını, hicret idealinin ve değerlerinin gönüllerde makes bularak hayatımıza yansımasını Rahmeti Sonsuzdan diliyor; Hicri Yılbaşınızı tebrik ediyorum.
 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

2 + 2 = ?

 
haber yazılımı: buki