Fotoğrafçıdan içeriye giren adam her zamanki gülümsemesini hazırlamıştı.
Her zamanki gibi zorla gülümseyecek,kaş çatışları gölgelenecekti.Komutlara riayet eden asker gibi oturdu koltuğa.Tam gülmeye başlayınca o tok sesle kendine,özüne döndü."Hocam gülmüyoruz ve dik oturuyoruz." Aslında hayatın gerçeği ona niye garip gelmişti ki ? Hepimiz birçok zaman hayata zoraki gülümsemelerle katkıda bulunan bir hayırsever gibi değil miyiz gerçekte ?
O an kendi kendine düşündü.Hayat bir oyun ise neden oyunun kuralları gerçekçi mutluluklar vermez insana ?
Bir fotoğraf,bir ân,bir hezeyân ...
Ellerinde gerçeklikle kapıyı açtı ve kapının dışında bıraktığı hüzünlerine ve umutlarına daldı.Çıkmak istemeyen bir biyometrik hüzün kaldı yine yüzüne miras.