BAYRAM SEVİNCİ

Bu makale 527 kere okunmuş.15 Temmuz 2015, Çarşamba - 12:42

Mevlâ bizi affede gör ne güzel îyd (bayram) olur;Cürm-ü hatalar gide bayram o bayram olur. Erzurumlu Muhammed Lütfi Efendi (ks)Üç aylar, Recep, Şaban ve Ramazan derken bir bayrama daha yaklaşıyoruz. Tuttuğumuz oruçlarla, yaptığımız hayru-hasenâtla ve diğer ibadetlerimizle Allah’a yakınlık kazandık. Sözümüzü tuttuk; kulluk vazifemizi yerine getirmeye çalıştık. Rabbimizin, orucun ve diğer ibadetlerin mükâfatını vereceği ahret hayatında "Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel işlerden ve tuttuğunuz oruçlardan dolayı (bu gün) afiyetle, yiyin, için!" (Hakka Suresi 69/24; Tur Suresi 52/19) müjdeli hitabına muhatap olmanın ümidini taşıyoruz. Üç ayların girmesi ile birlikte kulluk adına farklı bir duygu, düşünce ve yaşantı içine giren Mü’minler, Allahu Teala’nın bir mükâfâtı ve bir ikrâmı olarak bayrama kavuşacaklar. Bizlere, kendisine nasıl kulluk yapacağımızı, nefislerimizi nasıl terbiye edeceğimizi, üzerimizde bulunan maddi manevi sayısız nimetlerine karşı nasıl şükredeceğimizi öğreten Rabbimize hamd olsun.Bayram bütün sevinciyle, coşkusuyla, kalplerde hâsıl ettiği itmi’nan ile bizleri bir kez daha sevinç ve mutluluk ortamına salıverecek. Rasül-i Zişan efendimizin nebevî beyanlarında ifade buyurduğu oruçlunun iki sevinç anından biri olan iftar vaktini bizler her gün hissede hissede, Rabbimize olan kulluğumuzu büyük bir sabırla yerine getirmiş olmanın huzur ve mutluluğunu tada tada Ramazan Bayramı’na giriyoruz.Ramazan Bayramı tutulan oruçla Allah’a yaklaşma sevincini, Rabbe yakınlığı yaşama neşesini paylaşmanın ifadesidir. Mü’minler bayramda Allahu Teâlâ’nın “Onlara (dünyada) yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyin, için denir”(Tur 52/19-20) müjdesini hisseder; hisseder de adeta cenneti yaşıyor gibi olurlar. Bayram oruç ibadetini tamamlayan mü’minlere hem bir mükâfat hem de Ramazan’ın ayrılık acısını teselli eden ilâhi bir ikramdır. Ramazan’a ulaşıp sağlık ve diğer şartlar açısından oruç tutabilmiş olmak, böylece hem Allah’a karşı kulluk vazifemizi yapmış, hem de nefislerimizi terbiye ederek kulluğa hazır hale getirmiş olmak elbette sevinmeyi gerektirecek bir husustur. Bu ayda gerek sağlık nedenleri ile gerekse başka engellerden dolayı oruç tutamamış olanlar da kaza ve fidye gibi Rabbimizin sunduğu diğer natif ibadet şekilleriyle kulluklarını yerine getirmiş veya getirecek olmakla bu huzur ve mutluluk ortamından istifade edeceklerdir. Allah’ın mü’min kulları sevinmeyi ve mutlu olmayı hak etmişlerdir. Ancak Ramazan’ın yaşattığı bu güzelliklerden, kazandırdığı manevî ve ahlâki disiplinden istifade edemeyenleri de üzüntüyle müşahede ettik. Bediüzzaman’ın ifadeleriyle bu ilâhi davete icabet etmeyerek bu yüce kulluğa iştirak etmeyenlerin Cenab-ı Hakkın insan olarak yaratmış olma nimet ve güzelliğine ne kadar aykırı hareket ettiklerini gördük. Gördük de Allah’a kul olabilmenin, oruç tutarak bu kulluğu yerine getirebilmenin de yine Allah’ın bir nimeti, bir lütuf ve ihsanı olduğunu fark ettik; fark ettik de bir kez daha O’na yönelip hamd ve şükür duyguları dolduk. Kendilerini Ramazan’ın feyiz ve bereketinden mahrum eden böyle kardeşlerimizin de iş işten geçmeden kul olmanın bilincine vararak bu güzelliklerden istifade etme basiret ve iradesini göstermeleri hususunda Rabbimizin lütfunu ve inayetini diliyoruz.Ramazan ayında zekât, fıtır sadakası ve diğer bağışlarla ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin nisbeten yaşam standartları iyileştirilmeye çalışılmış, zenginler de Allah’ın kendilerine vermiş olduğu nimet ve imkânları Allah yolunda tasadduk etmiş olmanın huzurunu yakalamışlardır. Böylece toplum olarak kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma duyguları pekiştirilmiş, sosyal huzur ve emniyetin korunup geliştirilmesi noktasında Ramazan ayı önemli bir fonksiyon icra etmiştir.Biz “Cennet vatan”da ferah feza bir ortamda Ramazan’ı idrak edip onun güzelliklerinden istifade ederken başta yanı başımızdaki komşumuz Suriye olmak üzere Müslüman kardeşlerimizin ateş altında hayatlarını sürdürdüklerini, birçoğunun evini-barkını, yurdunu-yuvasını terk etmek zorunda kaldıklarını, bir kısmının da inaçlarından dolayı zulme ve ayrımcılığa tabi tutulduklarını görerek içimiz burkuldu. Küreselleşen dünyada artık en uzak bölgelerdeki insanların durumlarından da haberdar oluyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımız geçen seneki Ramazan’da “Hiç Kimse Kimsesiz Kalmasın; Bu Ramazan ve Her Zaman”sloganıyla yetim, öksüz, fakir, kimsesiz kardeşlerimize sahip çıkma seferberliği başlatmıştı. Bu Ramazan’da da “Vakit İyilik Vakti; Bu Ramazan ve Her Zaman” diyerek toplumları ayakta tutan temel değer ve dinamiklerden iyilik konusunu toplumun gündemine taşıyarak bir bilinç oluşturmaya aslında toplumumuzda var olan iyilik ve yardımlaşma bilincinin daha aktif hale getirilmesine çalıştı. Dünyanın değişik bölgelerindeki en zarurî yaşam standartlarından bile mahrum olan kardeşlerimize karşı devlet ve millet olarak seferber olduk; oradaki kardeşlerimizin sıkıntılarını gidermeye çalıştık. Bu vesile ile bir kez daha zulüm altında olan kardeşlerimize yardım etmesini, Müslümanların muhtaç oldukları kardeşlik, birlik, yardımlaşma ve dayanışma duygularını en güçlü bir şekilde tesis etmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz. Ahirete irtihal eden anne babalarımıza ve diğer akraba ve yakınlarımıza, büyüklerimize, hocalarımıza Rahmet-i Sonsuz’dan rahmet ve mağfiret diliyor; huzur, kardeşlik, sağlık ve esenlik içinde bizleri nice Ramazanlar idrak edip bayramlara ulaştırmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle Bayramınızı tebrik eder; hayra, İslam Aleminin sulh ve sükûna kavuşmasına, savaş, zulüm ve işkencelerin bitmesine, tüm insanlık için barış ve esenliğe vesile olmasını diliyorum...

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

8 + 9 = ?

 
haber yazılımı: buki