“Öne Sürülen Ermeni İddialarının Hepsi Dayanaksızdır, Mesnetsizdir”

24 Nisan 2015, Cuma - 00:58

Çanakkale Kara Savaşları'nın 100. yılı dolayısıyla düzenlenen, "Çanakkale 100. Yıl Barış Zirvesi"nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AB bize arşivlerimizi açmayı nasihat ediyor. Gittiğim uluslararası ve ülkemdeki her toplantıda arşivlerimizi açmaya hazır olduğumuzu, bir milyona yakın belge ve bilginin olduğunu her zaman söylüyorum. Ve diyorum ki; Ermenistan'ın arşivlerinde de varsa onlar da açsın. Üçüncü ülkelerde de varsa onlar da açsın. Hatta daha da ileri gidiyorum, biz askerî arşivlerimizi de açmaya hazırız” dedi.

 

İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen yüksek düzeyli oturumda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemize ve İstanbul’a hoş geldiniz” diyerek, Çanakkale Kara Savaşları’nın 100’üncü yılı vesilesiyle düzenlenen anma törenlerine katılma davetini kabul ettiği için konuklarına teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Savaşları boyunca yaşanan çarpışmalarda ölen, yaralanan, hastalıktan dolayı hayatını kaybeden her milletten insanları saygıyla yad ettiğini, bu vesileyle düzenlenen panele, yüksek düzeyli oturuma ve diğer etkinliklere katılan herkese şükranlarını sunduğunu söyledi.

“KAZANDIĞIMIZ BAŞARILARIN BEDELİNİ EN SEÇKİN, EN EĞİTİMLİ NESLİMİZİ FEDA EDEREK ÖDEDİK”

Barış Zirvesi'nin dünya barışının tesisi ve güçlendirilmesi konusunda bir dönüm noktası teşkil etmesi temennisini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale'de yarın yapılacak anma etkinliklerine iştirak edecek tüm misafirlere de teşekkürlerini sunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 yıl önce Türk, Anzak, İngiliz, Fransız ve daha pek çok milletten askerin hayallerini ve istikballerini Çanakkale'de bırakarak dünyaya veda ettiğini hatırlatarak, Türkiye'nin her köşesinden, Saraybosna, Üsküp, Prizren, Gümülcine, Batum, Gazze, Kudüs, Beyrut'tan gelenlerin Çanakkale'de omuz omuza mücadele verdiğini ve koyun koyuna toprağa düştüğünü belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Çanakkale, 1. Dünya Savaşı'nın kilidiydi. Bu cephede yaşananlar, Rusya'daki 1917 Ekim Devrimi başta olmak üzere pek çok önemli gelişmenin kapısını araladı. Biz 1. Dünya Savaşı boyunca Çanakkale dahil, bir düzine cephede aynı anda savaştık. Buralarda kazandığımız başarıların bedelini ise en seçkin, en eğitimli neslimizi feda ederek ödedik. Savaş gemileriyle Çanakkale önlerine gelen ülkeler de en az bu kadar ağır bir bedelle geri döndü. Bu savaşta yer alan askerlerin hepsi de hangi safta bulunursa bulunsun, gerçekten takdir ile anılmayı hak ediyor. Her biri Çanakkale Savaşı'nı 'centilmenler savaşı' haline dönüştüren birer kahraman olarak tarihteki şerefli yerlerini aldılar'' diye konuştu.

''TARİHTE İNSANÎ DEĞERLERİN BU KADAR ÖNE ÇIKTIĞI PEK AZ SAVAŞ VARDIR”

 

Çanakkale Savaşları'nın bir savaş ama aynı zamanda burada vermek istedikleri barış mesajının ruhuna uygun çok çarpıcı görüntülere sahip olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: ''Tarihte insani değerlerin bu kadar öne çıktığı pek az savaş örneği vardır. Kendi yarasından evvel, biraz önce savaştığı karşı saftaki askerin yarasını saran Mehmetçiği hayranlıkla aktaran bir Fransız generalidir. Zaten çok az olan kendi ekmeğini, suyunu esiri ile eşit olarak paylaşan kahramanların hikâyesini bir Anzak askerinden dinledik. Bir başka Anzak askeri de çok genç yaşta gittiği Çanakkale'de süngü savaşında karşı karşıya geldiği bir Türk askerinin, kendisini öldürmek yerine zorla siperine geri gönderdiğini anlatıyor. Çanakkale'de buna benzer öylesine çok hikaye var ki gerçekten anlatmakla bitmez. İnsanlık tarihinin en kanlı savaşlarından birinin geleceğimiz için böylesine önemli dersler verecek şekilde gerçekleşmiş olmasının üzerinde hep birlikte çok iyi düşünmeliyiz. Buradan çıkartacağımız derslerin, bugünümüzü ve geleceğimizi aydınlatacağına inanıyorum.''

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kazananıyla, kaybedeniyle, doğrudan veya dolaylı etkileneniyle Çanakkale Savaşı'nın tüm tarafları olarak bugün bir arada olunduğunu, 100 yıl sonra böylesine geniş bir katılımla Barış Zirvesi'nde bir araya gelerek, hem kendi kamuoylarına hem de tüm dünyaya verdikleri mesajı çok önemli gördüğünü söyledi.

“TARİH ÖNÜMÜZE ÇOK ACI ÖRNEKLER VE DERSLER GETİRİYOR”

Çanakkale Savaşı'nın detaylarını, farklı ihtimallerin tartışmalarını tarihçilere bıraktığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Bizim yöneticiler olarak üzerinde durmamız gereken husus, ülkelerimizi yeniden bu tür yıkımlara sürüklemekten nasıl kurtarabileceğimiz olmalıdır. Tarih bu konuda önümüze çok acı örnekler, çok acı dersler getiriyor. 100 yıl önce bir Anzak'ı vatanından binlerce kilometre ötede bir Osmanlı askeriyle Çanakkale önünde karşı karşıya getiren dünya sistemi, bugün çok daha karmaşık, çok daha iç içe hale geldi. Günümüzün küresel sistemi içinde hiçbir ülkenin, diğerinin yaşadığı sıkıntılardan kendini tümüyle tecrit etme imkânı yoktur" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın herhangi bir köşesinde tutuşan ateşin, eninde sonunda başka yerlere de sıçradığına söyledi.

Kriz bölgelerinde başlayan nüfus hareketlerinin, önce komşu ülkelere ardından tüm dünyaya yayıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütlerinin küresel gücünü görmezden gelen her ülke, sonunda mutlaka bu tehdidin acı sonuçlarıyla karşılaşıyor. Diğer ülkelerin maruz kaldığı ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlara arkasını dönenler sadece kendilerini kandırıyorlar. Hiçbirimizin evi, kapılarımızı kapattığımızda güvenli olacak kadar müstakil ve tahkim edilmiş değil. Bunun için her ülkenin kendi içi ve kendi bölgesi yanında dünyanın tamamında yaşanan sorunlara karşı duyarlı olması gerekiyor. Huzurun, istikrarın ve refahın tüm dünyaya hakim olması için iş birliği içinde hareket etmemiz, artık bir tercih olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline dönüştü. Sadece ülkelere değil, uluslararası örgütlere de bu bakımdan büyük sorumluluk düşüyor. Bizim Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin işleyişine ve yapısına getirdiğimiz eleştirinin gerisinde işte bu tespitler var. Onun için 'Dünya 5'ten büyüktür' diyorum. Çünkü tüm dünya bir ülkenin iki dudağının arasına mahkûm edilemez, mahkûm olmamalıdır. Aynı şekilde Avrupa Birliği başta olmak üzere bölgesel örgütlerin de artık bu çerçevede çok daha aktif, çok daha öncü bir rol üstlenmelerine ihtiyaç bulunuyor. İşte yanı başımızda Irak’ın hali ortada, Suriye’nin hali ortada, Filistin’in hali ortada, Yemen’in hali ortada, bütün bu olaylar olurken acaba bunlar niye çözülmüyor diye bu soruyu kendimize sormayacak mıyız? Sadece sorun çıktığında müdahale etmekle kalmayan, sorun çıkmadan çözüm önerileri geliştirip uygulayan bir küresel sistemin arayışı içinde olmalıyız. Zalimle mazlumun ayrımını yapmayan bir sistem insanlık vicdanında asla meşruiyet kazanamaz'' diye konuştu.

Ülkelerin yöneticileri olarak bu konuda bir inisiyatif geliştirilmezse yarın bunu çok büyük bedeller ödeyerek yapmak zorunda kalacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yüzyılda yaşanan iki büyük cihan savaşının ve bugün dünyanın pek çok köşesinde devam eden çatışmaların bu konuda yeterli ikazı yaptığını düşündüğünü bildirdi.

“1. DÜNYA SAVAŞI'NIN ARDINDAN KURULAN DÜZEN SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "600 yıl boyunca bu coğrafyanın en güçlü, en  büyük devleti olarak varlığını sürdüren Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içinde bugün tam 64 ayrı bağımsız devlet bulunuyor. Sadece bu coğrafyaya baktığımızda dahi 1. Dünya Savaşı'nın olumsuz etkilerinin hala devam ettiğini görüyoruz. Daha açık bir ifadeyle 1. Dünya Savaşı örtülü olarak hala sürüyor. Bu savaş sonrasında tesis edilen düzen ne coğrafi ne insani ne de kültürel olarak doğal mecrasına uygun değildir. Cetvelle çizilen suni sınırlar çözüm değil, sorun kaynağı haline dönüştü. Etnik, dini ve mezhep temelli ayrışmalar körüklenerek sürekli canlı tutulan çatışmalar, sınırları aşıp bölgesel ve küresel etkilere yol açmaya başladı. Dünyanın bir bölümünün huzuru ve refahı için diğer kısmının sömürüsü ve mağduriyeti üzerine kurulan düzen, artık herkesin huzurunu ve refahını tehdit eden bir boyuta ulaştı" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1. Dünya Savaşı'nın ardından özellikle kurulan statünün sürdürülemez hale geldiğini kabul etmek mecburiyetinde olduklarını, bu konuda ısrarcı davranmanın, acıları ve tehditleri daha da büyütmenin anlamı olmayacağını belirterek, "Bunun için hiç uzağa gitmeye gerek yok. Hemen yanı başımızdaki Orta Doğu coğrafyasına bakmamız yeterli" dedi.

Dünyanın en kadim medeniyetlerine ev sahipliği yapmış Orta Doğu bölgesinin bugün içinde bulunduğu durumun çok ibretlik ve vahim olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de şu anda 2 milyon sığınmacı olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "1 milyon 700 bini Suriye'den, 300 bini bunların Irak'tan. 2 milyon ve şu ana kadar yaptığımız harcama 5,5 milyar dolardır. BM'den gelen destek 250 milyon dolardır. Tablo bu" değerlendirmesinde bulundu.

SURİYE’DE YAŞANAN KATLİAMLAR

Suriye'de ölen 300 bini aşkın insanın sorumluluğunu, hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun daha fazla kaldıramayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama Akdeniz'de, Ege'de botlarla kaçanlar, o denizlerde boğuluyor. Ne diyorlar, 'Varsın boğulsun, varsın ölsün'.  Bunlar insan değil mi? Nerede kaldı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi? Niçin bunları kurtarmak için gayret etmiyoruz? Burada hepimizin ortak bir sorumluluğu var. Biz boğulmalarını istemiyoruz. Sahil güvenlik botlarımız gider, kurtarır, alır, bakarız, besleriz, ondan sonra da ülkesine göndeririz. Bizim yaptığımız bu" diye konuştu.

Hiçbir siyasi denge ve hiçbir uluslararası konjonktürün bahanesinin bunca masumun kanının dökülmesini haklı gösteremeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye halkının talepleri yerine başka birtakım güçlerin çıkarlarını ikame etmeye kalktığınızda, ortaya sadece bir insanlık dramı değil, aynı zamanda bir küresel tehdit çıkartırsınız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de yaşanan hadiselere karşı sesini yükseltmeyen, tavır almayan herkesin bu felaketin sorumluluğuna ortak olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak'ın geçmişten beri maruz kaldığı işgallerin, iç çatışmaların, etnik ve mezhebi gerilimlerin geleceğe taşınmasına kimsenin rıza gösteremeyeceğini, sahip olduğu doğal zenginlikleriyle dünyanın en müreffeh ve huzurlu ülkelerinden olması gereken Irak'ın, DAEŞ denen bir terör örgütünün baskısı altında yaşadıklarının üzüntü verici olduğunu söyledi.

“BİZİM DİNİMİZ BARIŞ DİNİDİR”

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Benzer örgütler gibi DEAŞ'ın da sadece silahla, sadece savaşla yok edilmesinin şu andaki zor koşullarını hep birlikte tecrübeyle gördük, görüyoruz. Şunu da söylemem lazım. Bu örgütün İslam’la uzaktan yakından alakası yoktur. Çünkü bizim dinimiz barış dinidir. Bizim dinimizde bir insanın öldürülmesi, tüm insanlığın öldürülmesi gibidir. Bir insana hayat kazandırabilmek, tüm insanlığa hayat kazandırmak gibidir. Öyleyse bu dinin mensubu olduğunu söyleyenler, kalkıp çocukları, kadınları kör bıçakla kesemez, bunları öldüremezler. Bu örgütün dayandığı siyasi, sosyal ve ekonomik sorunların çözülmesi gerekiyor. Bunu da ancak Irak yönetimi ve uluslararası toplum, insan hakları, demokrasi ve hukuk zemininde iş birliği yapıp, birlikte hareket ederek başarabilir. Irak'ta da böyle, Suriye'de de böyle. Bugün aramızda bulunan Irak Cumhurbaşkanı Sayın Masum'un bu yönde kendisiyle uzun uzadıya konuştuk, gösterdiği samimi çabayı yakından takip ediyor ve destekliyoruz" dedi.

Yemen'in, bu ateşin yakıp kavurmaya başladığı son ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarafların diyalog ve uzlaşma yoluyla çözmesi gereken sorunların diğer ülkelerin tahriki ve desteğiyle iç savaş haline dönüşmesinin üzüntü verici olduğunu söyledi.

FİLİSTİN TOPRAKLARININ İŞGALİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yemen'deki sorunların barışçı yollarla çözümü konusundaki çabalara verdikleri desteği sonuna kadar sürdüreceklerini ifade ederek, "Diğer yandan İsrail-Filistin ihtilafı, Orta Doğu'da kalıcı barışın ve huzurun sağlanması önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Filistin topraklarının işgali sona erdirilene ve 1967 öncesi sınırlara kadar dönmesi halinde bizler buraya desteğimizi sürdüreceğiz. Başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti kurulana kadar bu sorunun çözümü mümkün değildir. Aynı şekilde derin tarihi bağlarımızın bulunduğu Kuzey Afrika ülkelerindeki yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik krizlerin de dayanışma içinde çözümünü arzu ediyoruz. Bu, bizim tüm bu bölgelerle ilgili ortak tarihe, ortak coğrafyaya, ortak kültüre sahip olduğumuz kardeşlerimizle huzurlu ve müreffeh bir gelecek kurma arzumuza dayanıyor. Tüm dünyanın barışı ve güveni için bu hedefi hep birlikte paylaşmamız gerektiğine inanıyorum. Kafkasya bölgesinde ve Ukrayna'da yaşanan gelişmelere de aynı gözle bakıyoruz" dedi.

Ukrayna'da yaşananları, Kırım'ın işgalini tasvip etmenin mümkün olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgelerle olan müşterek tarihin ve kardeşlik ilişkilerinin Türkiye'yi barış ve istikrar için çok daha aktif olmaya, çok daha öne çıkmaya zorladığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB içinde giderek yayılma eğilimi gösteren ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi gibi akımların, bir barış projesi olarak gördükleri birliğin geleceğini tehdit ettiğini vurgulayarak, "Bu olumsuzluklardan en çok etkilenenlerin başında bu ülkelerde yaşayan ve sayıları 5 milyonu bulan vatandaşlarımız geliyor. Türkiye olarak bu gelişmeleri de yakından takip ediyor ve endişelerimizi her platformda dile getiriyoruz" diye konuştu.

“KENDİ SORUNLARINI ÇÖZEMEYEN AB, KÜRESEL MESELELER KONUSUNDA ETKİLİ OLAMAZ”

Kendi sorunlarını çözemeyen AB'nin, küresel meseleler konusunda da etkili olamayacağını düşündüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Coğrafyamız, 1. Dünya Savaşı'nda o kadar çok acı yaşamıştır, o kadar büyük kayıplara maruz kalmıştır ki her birini anlatmaya değil günler, aylar dahi yetmez. Biz 34 ayrı ülkede 78 şehitliği ayrıca bugünkü sınırları içinde de 349 şehitliği bulunan bir milletiz. Çanakkale ile birlikte bir düzine cephede aynı anda savaşan bir ülkenin kendi topraklarında asayiş sorunları yaşaması kaçınılmazdır. Bu dönemde Anadolu'daki askerliğe elverişli insan kaynağımızın tamamı cephelerde bulunuyordu. Bu sebeple bir bakıma savunmasız kalan Anadolu'da çeşitli güçlerin tahrikiyle hareket eden Ermeni çeteleri bilhassa sivil halka yönelik saldırılara ve katliamlara giriştiler. Daha önce Balkanlar'da benzer sıkıntılar yaşayan ve çok büyük kayıplar veren Osmanlı Devleti, bu tecrübeler ışığında çeşitli tedbirler alma ihtiyacı duydu. Bu tedbirlerden biri de Anadolu'daki Ermeni nüfusun ülkenin daha güney kesimlerine göç ettirilmesidir. Aynı dönemde savaş bölgelerinden kaçarak ülkemize yönelen milyonlarca insan da çok büyük sıkıntılar yaşıyordu. Aynı şekilde güney bölgelerine giden Ermeniler de şartların zorluğundan ve asayiş sorunlarından kaynaklanan sorunlara maruz kaldı" dedi.

Türkiye olarak bu süreçte yaşanan sıkıntıları iyi bildiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hepsinin arşivlerde kayıtlı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada samimiyetle ifade etmek isterim ki 1915 olayları konusundaki Ermeni iddialarının, öne sürülen rakamlar başta olmak üzere hepsi de dayanaksızdır, mesnetsizdir" dedi.

“ARŞİVLERİMİZİ AÇMAYA HAZIRIZ”

Bu akşamki anlamlı buluşmada AB'ye tekrar hitap etmek istediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin arşivlerini açmasını bize nasihat ediyor. Buradan cevap veriyorum; Ey AB, 12 yıl başbakanlık yaptım. Bir yıla yakındır da cumhurbaşkanıyım. Her gittiğim uluslararası toplantıda ve ülkemdeki her toplantıda arşivlerimizi açmaya hazır olduğumuzu, bir milyona yakın belge ve bilginin olduğunu her zaman söylüyorum. Ve diyorum ki; Ermenistan'ın arşivlerinde de varsa onlar da açsın. Üçüncü ülkelerde de varsa onlar da açsın. Hatta daha da ileri gidiyorum, biz askeri arşivlerimizi de açmaya hazırız diyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu noktada endişeleri ve korkuları olmadığına vurgu yaparak, şunları söyledi: "Biz inanıyoruz ve biliyoruz ki ecdadımız zulmetmemiştir. Şu anda bizim ülkemizde 80 bin civarında Ermeni var. Bunların yarısı vatandaşımızdır. Yarısı ise Ermenistan'dan yoksulluk sebebiyle kaçarak ülkemize gelmiştir. Ama biz onları tekrar ülkelerine göndermedik. Şu anda ülkemizde yaşıyorlar ve misafirimiz bunlar. 40 bini de vatandaşımız. 40 bin vatandaşımız olan Ermenilere sorsun Ermeni diasporası, 'Size Türkiye'de zulüm var mı?' Beraber yaşıyoruz. Van'da Akdamar Adası'nda, Ermeni Ortodoks Kilisesi'ni başbakanlığım döneminde hazinenin parasıyla bizzat yaptıran biziz.  Her yıl orada Ermeni vatandaşlarımız, dünyanın değişik yerlerinden gelen Ermeniler ibadetlerini yapıyor. Her şey açık ortada, bizim çekinmemize gerek yok. Çok basit bazı şeyler uydurmak suretiyle ülkemize ve milletimize yöneltilen saldırılar kesinlikle art niyetlidir. Bunları kabul etmemiz mümkün değil. Biz yaşanan hiçbir acıyı yok saymadığımız gibi acıların yarıştırılmasına da rıza göstermeyiz. Balkanlar'dan, Kafkasya'dan ve çevremizdeki tüm bölgelerden Anadolu'ya göçler sırasında ölen 4 milyonu aşkın Müslüman için ne kadar üzüntü yaşamışsak, hayatlarını kaybeden Ermeniler için de o derece üzüntülüyüz."

“TARİHİ, KİN VE NEFRET ARACI HALİNE GETİRMENİN KİMSEYE FAYDASI OLMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hadiseler sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin Osmanlı vatandaşı olduğunu belirterek, yani burada istilacı bir düşmandan değil kendi vatandaşlarından bahsettiklerini söyledi. "Bunlar bize emanettir ya. Biz emanetin ölümünden gururlanır mıyız? Tam aksine bundan üzüntü duyarız. Bin yıl boyunca bu insanlarla iç içe yaşayan bir milletin birden bire onlara karşı düşmanca bir tavır içine girmesi mümkün müdür?" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1. Dünya Savaşı boyunca hayatını kaybeden 30 milyon insan içinden sadece Ermenilerin öne çıkartılarak Türkiye'ye ve Türk Milletine karşı kampanya aracı haline getirilmesini asla kabul etmediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, tarihine düşmanlık değil, Çanakkale örneğinde olduğu gibi dostluk penceresinden bakan bir ülke olduğunu ifade ederek, tarihi kin ve nefret aracı haline getirmenin, en başta Ermeni toplumu olmak üzere hiç kimseye faydası olmadığını vurguladı.

“BİZ HİÇBİR ZAMAN MAZLUMUN KÖKENİNE, İNANCINA, DİLİNE, RENGİNE BAKMADIK”

Çanakkale’de katılacakları törende vereceği barış ve dostluk mesajı ne kadar doğruysa, aynı tarihte dünyanın pek çok yerinde Ermeni iddiaları üzerinden sergilenecek düşmanca tavırların da o kadar yanlış olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Biz hiçbir zaman mazlumun kökenine, inancına, diline, rengine bakmadık; dün de yaklaşımımız buydu, bugün de aynı. 700 yıl önce bu topraklara sevgi ve hoşgörü tohumları saçan Yunus Emre’nin deyimiyle, biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik. Geçtiğimiz yıl şahsım, bu yıl da Sayın Başbakanımız Ermenilere barış eli uzatan mesajlar yayınladık. Yarın benim de bir ikinci mesajım yayınlanacak. Maalesef uzattığımız bu samimi barış eli hep havada kaldı. Şu da bir gerçektir ki, bugün Ermeni iddialarına destek veren ülkelerden ve siyasetçilerden hiçbiri bu konuda Türkiye kadar masum, Türkiye kadar temiz sicile sahip değildir. Diyalogun, barışın ve dostluğun değil de kinin, husumetin, düşmanlığın arkasında duranları bulundukları yeri gözden geçirmeye davet ediyorum. Biz bu konudaki vicdani ve insani duruşumuzu muhafaza ediyoruz. Bu iddiaları soruşturmak siyasetçilerin veya parlamentoların işi değildir. Bu, 1870’lerde başlayıp 1920’ye kadar devam eden dönemi inceleyecek olan tarihçilerin meselesidir. Ermeni iddialarına destek vererek onların yaşadıkları acıları paylaştıkları söyleyenleri aynı dönemde hayatını kaybeden 4 milyonun üzerindeki kardeşimizin acısını da paylaşmaya davet ediyorum. Aynı şekilde 1970’li yıllardan 1990’lara kadar süren Ermeni teröristlerin saldırılarında hayatını kaybeden 40’ı aşkın diplomatımızın ve ailelerin acısını da unutmamalarını istiyorum. Şimdi de yine Ermeni Asala örgütü tehditler savuruyor. Ya diyor Ermenistan’a geleceksiniz, eğer Türkiye’ye giderseniz akıbetinizi bilemeyiz. Şu hale bakın, işte bütün mesele bu. Uluslararası terörün karşısında hep birlikte dayanışma içinde olmamız şart ki mazlumların gerçekten hakkını koruyalım ve bu dünyada adalet egemen olsun, hakikat egemen olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ermeni iddialarını tarihi hakikat olarak kabul edip aksi yöndeki görüşleri yasaklayan anlayışın, ne demokrasilerde, ne hukukta yeri olamayacağını belirtti.

Konuşmasında, “Bizim Ermeni toplumuyla dün olduğu gibi bugün de herhangi bir sorunumuz yok. Sorun nereyle biliyor musunuz? Bu işi bir istismar vesilesi yapan, bir siyasi rant meselesi haline getiren Ermeni diasporasıyladır. Sağduyu sahibi Ermenistan yöneticileriyle ortak bir geleceği inşa etmek için görüşmeye, konuşmaya daima hazırız, bizim bu noktada bir sıkıntımız yok. Çünkü acımız ortaktır, aramızdaki meseleleri başkalarıyla değil Ermeni toplumuyla oturur konuşuruz, bunu başardığımızda insani ve vicdani olarak ortak bir yerde buluşacağımıza da samimiyetle inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan Yarın İstanbul’da Ermeni Patrikhanesindeki törene Avrupa Birliği’nden sorumlu Bakanın katılacağını, kendisinin de mesajıyla katılacağını söyledi.

“HEDEFİMİZ BARIŞI TESİS ETMEKSE, KARŞIMIZDAKİ ZORLUKLAR BİZİ ASLA YILDIRMAMALI”

Belediye başkanlığında sürekli olarak İstanbul’da şu anda hasta yatağında olan Mutafyan ile bu konuları görüştüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yabancı değiliz, bu noktada mesafeli de değiliz. Biz bu denli samimiyken birileri bizim aramıza duvarlar örmenin gayreti içerisine giriyor” dedi.

Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Bir milletin hayatı tehlike ile karşı karşıya kalmadıkça savaş bir cinayettir” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Çanakkale Savaşları bizim için mukaddesatımızı, vatanımızı ve şerefimizi koruduğumuz bir nefsi müdafaaydı. Düşünebiliyor musunuz, lise çağındaki çocukların bile askere alındığı bir savunma. Tüfeğinin kabzası yerde sürükleniyor. Bunları dahi askere almak zorunda kalan bir mücadeleydi. Bu savaşta karşı cephede yer alan hiç kimseye, hiçbir topluma karşı husumet beslemedik. Nitekim bugün Çanakkale’de yer alan Anzak, İngiliz ve Fransız mezarlıkları bunun en açık ispatıdır. Kendi şehitliklerimize gösterdiğimiz saygıyı bu mezarlıklardan asla esirgemedik. Kendi şehitlerimize gösterdiğimiz tazimi bu mezarlarda yatan farklı milletlerden askerlerin hatıraları için de sergiledik. 100 yıl önce Gelibolu’da verilen mücadele sırasında cephedeki kahramanların birbirlerine karşı gösterdikleri centilmenliği onların hatıraları önünde bugüne kadar kesintisiz devam ettirdik. Anzaklar gibi bu savaşı milli tarihlerinin çıkış noktası haline getirenlere karşı sevgimizi, sempatimizi, saygımızı büyüterek sürdürdük. Çanakkale ruhu diye tarif ettiğimiz anlayış, en zor şartlarda dahi başarıya inanmak ve bu doğrultuda tüm imkânlarınızı seferber etmektir. Şayet hedefimiz samimi olarak barışı tesis etmekse, karşımızdaki zorlukların, sıkıntıların büyüklüğü bizi asla yıldırmamalı. Sadece kendimiz ve ülkemiz değil insanlığın tamamının ortak geleceği için mücadele verdiğimizin inancıyla hareket etmeliyiz. Biz savaşın, terörün, şiddetin yerine barışı, huzuru ve insani değerleri ikame edene kadar bu mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız. Buradaki her bir dost ve kardeş ülke temsilcilerinin de aynı duygular içinde olduğunu ümit ediyorum” diye konuştu.

“ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “İstanbul Barış Zirvesini bir dünya barış zirvesi haline dönüştürmek için her birimizin üzerimize düşenleri yapacağına inanıyorum. Bir kez daha davetimize icabet ettiğiniz için, ülkemizi ve İstanbul’umuzu şereflendirdiğiniz için, yarın da Çanakkale’mizi şereflendireceğiniz için sizlere şahsım milletim adına teşekkür ediyorum. Çanakkale’de kaybedilen her milletten yüzbinlerce askeri hürmetle anıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

4 + 1 = ?

 
haber yazılımı: buki