‘Araziyi satıp işçilerin parasını öderiz’

Bölgemizde kurulu bulunan Feniş fabrikasının sahibi olan işadamı Sedat Alaoğlu fabrikanın arazisinin satılarak elde edilecek gelirden işçilerin alacaklarının ödenebileceğini söyledi.
14 Ocak 2014, Salı - 16:45

 

Sedataloğlu ulusal bir gazeteye yaptığı açıklamada şunları söyledi, “Feniş fabrikasının 50 yıllık geçmişi var. 1970’li yıllarda Türkiye’nin ilk 10 ihracatçısı arasında yer aldı. 1978’den beri de sendikalı, 90 dan itibaren halka açık bir şirket.

DEPREM FABRİKAYI VURDU
Zor yıllar 1999 depremiyle başladı. Deprem Gebze’deki fabrikayı vurdu. Ardından Türkiye 2001’de önemli bir ekonomik krize girdi. Bankacılık sektörüne ilişkin sorunlar ve kredilerin zamanından önce geri çağrılması ve ciddi yüksek faizlerle karşı karşıya kaldık. O yıllarda bankalarla İstanbul Yaklaşımı adı verilen Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi yaptık. Bu kapsamda tüm mal varlıklarımız teminat olarak verildi. 1980’li yıllardan itibaren banka borçlarımıza kişisel olarak kefilim.
 

KÜRESEL KRİZİN KURBANI OLDUK
Bu süreçte Topluluğun büyük hissedarı ve aynı zamanda tepe yöneticisi olarak çalıştım. 2003-2008 arasında bankalara olan yükümlülüklerimizi eksiksiz yerine getirebildik. Ancak 2008’de başlayan küresel kriz, dünyada ve Türkiye’de alüminyum profil sektörünü kötü etkiledi, katma değerlerimiz üçte bir oranında düştü; bu bizim ölçeğimiz için yılda 9 milyon dolar kayıp demek. Bu kriz hala sürüyor. Sektörde muhtaç olduğumuz toparlanma henüz gerçekleşmedi. 
 

FABRİKA SAMSUN’A TAŞINABİLİR
2012’de sektördeki krizin geçici olmadığını, daha uzun yıllar sürebileceğini gördük. Bunu kaldırmaya imkanımızın kalmadığını görerek, araştırmalara girdik. Bir proje hazırladık. Gebze’de Feniş Alüminyum’un çok değerlenmiş arazisini değerlendirerek, tesisleri Samsun’a taşıma formülü oluştu. Bunu Türkiye’nin önde gelen bir iki kurumuna da götürdük. Denetlediler, tamam dediler. Ayrıca 2013’ün parlak, iyi bir yıl olacağı düşüncesiyle yabancı fon piyasasına çıkmamızı önerdiler. Bu sırada çok büyük bir aksilik oldu. 


GEZİ OLAYLARI BİZİ ETKİLEDİ
Dünyada kriz nedeniyle alüminyum hammadde sektörü de fiyatlar açısından sıkıntıdaydı. Fiyatların yükselmesi için satışları daralttılar. Kredili aldığımız tedarikçi de katıldı buna. Biz de fon arayışımızı hızlandırdık. ABD’nin büyük fonlarından biri olan GEM, Şirketin ve benim itibarıma güvenerek anlaşmaya karar verdi; denetim dahi yapmadan karar verdiler. Ancak şansızlık bu ya, anlaşmanın imza tarihi 31 Mayıs’tı.
Gezi’de çadırların yakıldığı gün. Ondan sonra her şey aşağı doğru gitmeye başladı. Fon haklı olarak işi askıya aldı. Ücretlerde bir ay gecikme oldu. Bir grup çalışanımız direnişe geçti. Taksim’e paralel olarak “Her yer Feniş, her yer Direniş” sloganları attılar. Maalesef bu adımlar bizim canlandırmaya çalıştığımız fon anlaşmasını tamamen yok etti.


FABRİKA DURUNCA ZARAR ETTİK
Her şey arka arkaya geldi. Ana hammadde tedarikçisi de kredili mal verişini durdurunca, duran bir fabrikanın hiçbir faydası olmayacağını düşünerek ve çok üzülerek iş akitlerini feshetme yoluna gittik. Zaten kıdem tazminatlarını ödeyecek paramız olsa hammadde getirir, çalışırdık. Tüm çalışanların, Türkiye’de bu da çok enderdir, tüm haklarını kabul ettik ve haciz koymalarına imkan sağladık, öncü olduk yol gösterdik.


İŞÇİ ALACAKLARINA ÇARE ARIYORUM
Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Feniş’teki durumu örnek göstererek işçi alacaklarının kamu alacaklarının önüne geçmesi için çalışma yaptıklarını açıklamıştı.
İşçi alacaklarına başından beri çare arıyorum. Bu düzenlemeyi Ekim ayında ben hazırladım. İşçi alacaklarının 2009-2012 yıllarında oluşmuş kamu borçlarının önüne geçebilmesi için bazı hocalarla çalıştık. Değişiklikleri Ankara’ya götürdüm. Çünkü soru basit: Devlet mi, çalışan mı daha zengin? Sayın Bakanımızın konuyu bu kadar çabuk sahiplenmesinden mutluluk duyuyorum.
Çıktı mı bu düzenleme? Alacaklarda nasıl bir düzenleme içeriyor?Torba kanun içinde gelecek. Sıralama şöyle. Bankalar ön planda çünkü ipoteklerimiz var onlarda. İkinci sırada kamu vardı, şimdi işçi alacakları öne geçecek.

FABRİKADAN MAL KAÇIRTMADIM
Topluluğumuz söylediğim gibi 2003 yılında itibaren bankaların denetimi altında. Üstelik ben çok uzun yıllardır banka borçlarına şahsi kefilim. Yıllardır gece gündüz şirketi düze çıkarmaya çalışıyorum.
Türkiye’de kendi sektöründeki rakiplerine göre çalışanlarına en az yüzde 30 daha yüksek imkan tanımış bir şirketiz. Ben bununla her zaman gurur duydum. Muhtemelen sektörde de tek sendikalı şirketiz. Ben yıllarca kayıtdışının önlenmesi için sendikalı çalışmanın yaygınlaşması gerektiğini de savundum. Tabii ki herkes hakkını arayacak ama eylemler taliplilerin gözünü korkutuyor. Ben 40 yıldır Feniş işletmesinin içerisindeyim. Kurulurken lise talebesiydim. 70’ten itibaren devamlı çalıştım. İşçiler beni tanır, niyetimi bilirler. Ayrıca işletmeye sahip çıkmalarından da çok mutluyum.


ARAZİ ÇOK DEĞERLİ
Ankara’daki genel merkezin bu hareketleri desteklemediğini biliyorum. Gelip söylediler. Evimin önüne kadar gelenleri yönlendiren bir güç var. Ben işletmeye memleketin malı olarak baktım, çalışanların ekmek parası diye baktım, istihdam için baktım. 50 yıllık firmayız, yaşanan olumsuzluklar domino efekti yarattı. Bu tesislerin satılması, çalışması ya da Samsun’a taşınarak, arazinin satılması gündemde. Arazi bölgenin en kıymetli arazilerinden. Ciddi rakam tutar ve buradan umudum belli bir dönem içinde çalışan arkadaşlarımız haklarını alır. Araziyi bankalar satışa çıkaracak. Bu satışta tatmin edici bir değere ulaşması için elimden geleni yaparım. 2014 parlak görünmese de, bankalar bize 3 sene zaman tanıyacak. Çalışanlarımızın alacakları için de bu süre de yasal faiz işleyecek.

Siyasete girmem şirket için hataydı”.

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

2 + 1 = ?

 
haber yazılımı: buki